13° Açık
  • EURO
  • DOLAR

Bu da Gelir Bu da Geçer…

Sosyal medya hesaplarımızı, televizyonu açmaya gelmiyor! Bildiğimiz tanıdığımız pek çok kişinin ve ailesinin Covid e yakalandığı haberleri, yine bildiğimiz tanıdığımız pek çok değerli kişilerin Covid sebebiyle vefat haberleri ortalığı kasıp kavuruyor derken… İzmir depremi de üzerine eklenince hava daha da ağırlaştı… Rabbim depremde vefat edenlere rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara da acil şifalar versin. Dileriz ki […]
Dünya - 9 Kasım 2020 01:43 A A

Sosyal medya hesaplarımızı, televizyonu açmaya gelmiyor!

Bildiğimiz tanıdığımız pek çok kişinin ve ailesinin Covid e yakalandığı haberleri, yine bildiğimiz tanıdığımız pek çok değerli kişilerin Covid sebebiyle vefat haberleri ortalığı kasıp kavuruyor derken…

İzmir depremi de üzerine eklenince hava daha da ağırlaştı…

Rabbim depremde vefat edenlere rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara da acil şifalar versin.

Dileriz ki evsiz barksız kalan yurttaşlarımız bir an önce yeniden düzenlerini kursunlar, eksik canları ve kırık dökük yürekleriyle de olsa hayatlarına kaldıkları yerden devam edip, yaralarını sarmaya  tez elden başlasınlar.

Önceki pazar günü öyle ağır bir gündü ki, bir yandan eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın cenazesi kalkarken, diğer yandan Burhan Kuzu’nun Covid sebebiyle ölüm haberini alıyoruz, derken yakın çevreden tanıdığımız bildiğimiz isimlerin Covid sebebiyle vefatları, aynı dakikalarda İzmir’den hummalı enkaz kaldırma çalışmaları, yaralı kurtulanlar, vefatlara eklenen yeni isimler, gelen acı fotoğraflar, aynı akşam pek çok arkadaşımın ve ailesinin Covid’e yakalanma haberleri ve ertesi gün, İstanbul’daki kız kardeşim ve ailesinin de Covid illeti ile muhatap olduklarını öğrenmem çok zor bir süreçden ve değişik zamanlardan geçtiğimizi gösteriyor bizlere.

Bu esnada eski başbakanın vefatı, geçmişte yaşananlar, iyi kötü icraatleri de gündemin kasvetli yoğunluğunda konuşulamadı bile!

… Ve böylece günler haftalar geçiyor, peşi sıra gelen günlerde de durum benzer yoğunluğu ile devam ediyor.

Ne acı ki bu durum ben, bir başkası değil hepimizin eş zamanlı yaşadığı bir süreç, herkes kendi aynı derdiyle meşgul ve kendisini onarmaya çalışıyor.

Sadece ülkemizde değil, tüm dünya aynı durumda.

Rabbim gücümüzü, kuvvetimizi artırsın, tüm hastalarımıza şifa versin. İnsanlığı bu illetten bir an evvel kurtarsın inşallah.

Tarihe baktığımızda da bu tür ağır durumlar zaman zaman yaşanmış, hatta daha da ağırlarına düçar olmuş insanlık…

Edebiyat bölümünde öğrenciyken notları küçük kağıtlara yazar, tekrar olması amacıyla görebileceğim yerlere asardım. Ayna, giysi dolabı, vitrin, kapılar vs. not dolardı heryer. Rahmetli anneciğim durumdan hiç hoşlanmaz “kaldır artık şu kağıtlarını, toz alamıyorum.” diye sitem ederdi.

O zamanlardan bir notu kaldırmak hiç içimden gelmemişti ve hala da durmaktadır.

Baktıkça o zamanın olaylarını hatırlamak, iyi günümde günümün kıymetini bilip şükretmek, kötü günümde ise kendime dönüp “ bak insanlar peşpeşe ne felaketler yaşamış ama gelip geçmiş, sabret geçecek!”  demek, belki de kuvvet bulmak için hala gözümün önünde asılı tutmaktayım.

Notta, 18. Yüzyıl İstanbul felaketlerinden bahsediyor.

  • 1755 de bab-Ali nin komple yanmasından.
  • 1755 de Haliç in donması.
  • 1754 ve 1766 arası sert depremler ve kayıplar.
  • Yine bu yıllarda baş gösteren Veba salgını ve bu sebeple ciddi can kayıpları( Sadece Edirne Kapı mezarlığına 999 kişinin Veba sebebiyle vefat eden kişilerin defni) ki diğer mezarlarda da vebadan ölüm definleri mevcut.

Peki, 1855 de yaşanan 7.5 lik ve aynı yıl içinde 7.0 şiddetinde, peşpeşe ve pek çok yapıyı yıkıp Bursa da sadece 4 minare bırakan, hanları haneleri yerle bir eden depremler!..

Bursalı Gökmenzade Hacı Çelebi, “İşaretnüma” isimli eserinde, 1855 Bursa depreminin boyutlarını, çarşı civarında hanların yerle bir olmasını, hangi mahallede hangi köyde kaç can kaybı olduğunu ayrıntılı bir şekilde anlatıyor…

Bursalı Gökmenzade  Hacı Çelebi, depremlerin o yıl olan depremlerin dehşetini anlatırken;

“150 Cami minaresinden sadece 4’ü ayakta kaldı.” İfadelerini kullanıyor.

Ya yüz yıl evvel olan  ve dünyayı  kasıp kavuran İspanyol gribi 1918 de başlayıp 1920 yılına kadar devam ediyor ve insanlığa ciddi zararlar veriyor.

Geçmişte yaşanan bu felaketleri hatırlamanın ve hatırlatmanın ne lüzumu var dersek, tecrübe ve moral açısından elbette lüzumu var.

Bizler maskeye direnirken 1918 lerde insanlar İspanyol gribi ile yine maskeyle mücadele ediyor ve aile fotoğraflarında herkes maskeli, hatta evin kedisi dahi…

Bu yaşananlar ilk defa bizim başımıza gelmiyor bunu görüyor ve az da olsa rahatlıyoruz, onlar ne yapmış nasıl mücadele etmiş buna bakıyor ders alıyoruz.

Şunu görüyoruz; dünya eskiden beri sakin ve süt liman iken biz yaşarken coştu bizi kötü ağırlıyor, dünyanın, doğanın dengesi bozuldu falan değil. Bilakis ara ara eskiden beri bu tür felaketler yaşanagelmiş ve geçmiş!

Evet gelmiş ve geçmiş…

Bu kara bulutlu, kasvetli günlerde geçecek ve bahar gelecek.

Ümit ederiz en az hasarla geçirelim.

#GülerDemirhan

 

Bir gülün çevresi dikendir, hardır
Bülbül gül elinden ah ile zardır
Ne de olsa kışın sonu bahardır
Bu da gelir bu da geçer ağlama

gulerdemirhan@hotmail.com

Bu haber 566 kez okundu.
Dünya - 01:43 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
rokettube antalya escort anadolu yakası escort ataşehir escort ümraniye escort sex hikayesi kadıköy escort anadolu yakası escort anadolu yakası escort göztepe escort bostancı escort kadıköy escort