14° Açık
  • EURO
  • DOLAR

Felaketler Sonrası Toplumsal Gerçeğimiz.

Toplumu olumlu ya da olumsuz derinden etkileyen her olay ve durumlarda; Devlet, hükumetler, belediyeler, siyasi liderler, her türlü mülki amirler olduğu kadar toplumun kendisi de bir sınavdan geçer. Toplumun olay ve durum esnasında takındığı tavırlar, sonrasında ve daha sonrasındaki davranışları, notlarını belirler ve nihayetinde üç aşağı beş yukarı bir tablo çıkar ortaya. Son yaşadığımız Elazığ […]
Bursa - 23 Şubat 2020 14:40 A A

Toplumu olumlu ya da olumsuz derinden etkileyen her olay ve durumlarda; Devlet, hükumetler, belediyeler, siyasi liderler, her türlü mülki amirler olduğu kadar toplumun kendisi de bir sınavdan geçer.
Toplumun olay ve durum esnasında takındığı tavırlar, sonrasında ve daha sonrasındaki davranışları, notlarını belirler ve nihayetinde üç aşağı beş yukarı bir tablo çıkar ortaya.

Son yaşadığımız Elazığ depremine gelelim, toplumsal durumumuza bakalım nerelerdeyiz!?

Bakalım ki eğri büğrü yönlerimiz varsa, düzeltme fırsatımız olsun.
Öncelikle toplumun önemli bir kısmının, felaket anında ve hemen sonrasında kenetlenip, hızlıca yardıma koşması, varını yoğunu seferber etmesi her zamanki gibi güçlü bir şekilde kendisini gösterdi. Bu durum 99 felaketinde de çok şükür ki böyleydi. O günlere göre artı yönümüz yardımların dağıtımı gelişigüzel değil de sistemli, koordine bir şekilde yapılması 99 felaketinden ders aldığımızı gösteriyor. Bu mutluluk verici bir durum.

99 Felaketinde enkaz kurtarma çalışmalarında hazırlıksız yakalanmıştık. Yeterli ve bilinçli örgütlenmiş arama-kurtarma konusunda uzmanlaşmış gruplarımız yoktu ya da çok yetersizdi. Bu konuda da mesafe kat etmiş daha donanımlı bir hale gelmişiz.

Bu esnada;
Irkçılığa vurgu yapan çatlak seslerin varlığı, işi siyaset boyutuna taşıyıp gerekli gereksiz sözler sarf eden, sosyal medya üzerinden kışkırtıcı ve tuhaf paylaşımlar yapanlar, siyasi veya ekonomik her türlü fırsatçılık peşinde koşanlar, notumuzu maalesef ki kırıyor.

Neyse ki genel durum onlardan ibaret değil. Peki ya az sonra sayacağım şahsiyetlere ne demeli!? Deprem esnasında yetkililer kılı kırk yararak can kurtarma telaşındayken, birileri de ne alakaysa eğlenmek istemiş(!)
Öylesi can pazarının hakim olduğu bir zamanda telefon hatlarını ve yetkilileri meşgul ederek yalan ihbarda bulunuyor ve “Enkaz altındayım, kurtarın beni!” Çağrısına elbette kayıtsız kalınmıyor. İyi niyetle harekete geçiliyor. Sonrasında “imdat” çığlığının gerçeği yansıtmadığı anlaşılıyor.
Saniyelerin ve enerjinin önemli olduğu bir zamanda yaşanan bu durum hepimize pes dedirtti!.. Notumuzu aşağılara çeken başka bir durum ise: Deprem esnasında araç lastiklerini kasti patlatan şahsın güvenlik kameralarına yansıyan görüntüleri!..
Maalesef bunu da gördük!
Hepimizi üzen diğer bir durum ise; bizzat o depremi yaşamış, o atmosferi paylaşmış yöre halkından bazı fırsatçıların, kiraları ve arsa fiyatlarını iki katına çıkarması…
“Koyun can derdinde, kasap et derdinde” misali vicdansızca ve ahlaksızca fırsatçılığa yönelmek neyin nesi!?
Bunun Kur’an’daki adı “RİBA” dır.
Riba: Karaborsacılık, fırsatçılık, sahtekarlık, aldatmanın her türlüsü ve bunların kurumsallaşması. Genel geçer duruma gelmesi riba olarak isimlendirilmiş ve kesinlikle yasaklanmış.

Hepsi bir yana, insanlığa ve vicdana sığmayacak durumlar.
Böyle bir durumda bunu kar saymak manidar bir durum!..
Tek kelime ile vahşilik! Savaş zenginleri gibi deprem zengini olmak istemişler anlaşılan. Allah akıl, fikir, izan versin.

Öyle bir toplum ki bir kısmı depremzedeler için varını yoğunu seferber edip yardım için kenetleniyor. Aynı toplumun başka bir kısmı ise deprem üzerinden maddi/manevi vicdansızca nemalanmaya çalışıyor.

Genel durumumuz bu!

Olumlu yönlerimiz olduğu kadar, aramızda bir hayli çürük elmalar da mevcut. Olsun varsın, dersek zamanla çürüme devam eder. Maalesef kötülük, iyilikten daha çabuk yayılma özelliğine sahip. Okullarda karneler verilirken notu düşük öğrencilere kendini yeni dönemde düzelt mesajı verilir. Daha çok çalış, genel durumundan ders çıkar, zayıf yönlerini güçlendir. Bizlerin de aynı şekilde ders almamız, zayıf ve olumsuz yönlerimizi onarmamız gerekir.
İşini bil, kazan da nasıl kazanırsan kazan değil.
“İnsanca kazan, vicdanlı ve ahlaklı bir şekilde, hak yemeden hakkını da yedirmeden, aldatmadan ve aldanmadan”

Asıl insana yakışan budur!

Güler Demirhan

Bu haber 1454 kez okundu.
Bursa - 14:40 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
rokettube antalya escort anadolu yakası escort ataşehir escort ümraniye escort sex hikayesi kadıköy escort anadolu yakası escort anadolu yakası escort göztepe escort bostancı escort kadıköy escort