16° Açık
  • EURO
  • DOLAR

Kabus mu Nimet mi!?

Hafızalardan silinmeyecek müstesna bir dönemden geçiyoruz. Belki de ileriki yıllarda anlattığımızda pek çok kişi inanamayacak, yaşadıklarımızı anlatmakta zorlanacağız ve bugünler, sonraki nesillere uçuk gelecek!.. Bir anda sezon ortasında okullar tatil oldu.. Adliyeler kapandı… Vizyona girecek filmler durduruldu… Dizi setleri durduruldu… Pek çok otomotiv fabrikası ve bazı diğer fabrikalar üretimini durdurdu veya kısmi üretimde kaldı… Avm’ler […]
Bursa - 30 Nisan 2020 16:39 A A

Hafızalardan silinmeyecek müstesna bir dönemden geçiyoruz. Belki de ileriki yıllarda anlattığımızda pek çok kişi inanamayacak, yaşadıklarımızı anlatmakta zorlanacağız ve bugünler, sonraki nesillere uçuk gelecek!..

Bir anda sezon ortasında okullar tatil oldu..

Adliyeler kapandı…

Vizyona girecek filmler durduruldu…

Dizi setleri durduruldu…

Pek çok otomotiv fabrikası ve bazı diğer fabrikalar üretimini durdurdu veya kısmi üretimde kaldı…

Avm’ler kapandı…

Turizm durdu, kafeler, lokantalar, parklar bahçeler hepsi kapatıldı…

Akla gelen gelmeyen her türlü eğlence merkezi kapatıldı…

İlk defa dünya çapında Umre ziyaretleri iptal edildi, Kabe her türlü ziyarete ve ibadete kapatıldı…

Cuma namazları iptal edildi ve diğer vakitler için de Camii’ler toplu ibadete kapatıldı…

Ve bütün bunların tamamı Pandemi sebebiyle dünya çapında gerçekleşti!

Hayatın her alanında olduğu gibi eğitim dünyasında da daha önce hiç olmamış ve kimsenin deneyimlemediği bir süreci yaşamaya başladık.

Bu durum bir çok soru işaretini beraberinde getirirken diğer yandan da kendi içinde doğaçlama yöntemlerle çözümler üretilerek süreç maddi ve manevi en az hasarla halen de atlatılmaya çalışılıyor.

Bundan öncesinde meydanlarda coşkuyla kutlanan “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” nın 100. yılı öyle bir seneye denk geldi ki; 100. Yıl dönümünü sessiz sakin ve buruk geçirdik.

Okullar, meydanlar boştu bu yıl…

Elbette imkanlar dahilinde çeşitli etkinlikler yapıldı. Gerek devletin kanalı TRT, gerek belediyeler ve STK lar internetin nimetlerini kullanarak, çocukların ev ortamında çektikleri 23 Nisan şiir, şarkı ve benzeri videoları Televizyon ekranlarından, kurumsal sosyal medya sayfalarından yüzbinlere, milyonlara ulaştırdılar.

23 Nisan günü, akşam saat: 21.00’i gösterdiğinde, bütün okulların hoparlörleri açıldı ve balkonlardan minik çocukların ve yetişkinlerin iştirakıyla aynı anda bütün yurtta İstiklal Marşı okundu.

Bu sene Ramazan ayını da önceki yıllara nazaran hiç alışık olmadığımız şekliyle sessiz ve sakince yaşıyoruz.

Kalabalık teravih namazları, selam aralarında hep birlikte söylenen ve camiileri coşturan salavatlar, evlerde veya kurumlarda coşkulu kalabalık iftar akşamları, iftar çadırları, sahura misafirliğe gitme veya misafir kabul etme, parklarda meydanlarda iftar açma, meydanlarda ramazanın vazgeçilmezi olan rengarenk ve coşkulu ramazan programları, fesli yelekli macun satıcıları, meydanda iftar sonrası ramazan çarşıları yok bu sene…

Toplu halde her gün gittiğimiz mukabeleler de yok…

Ve belli ki Ramazan bayramımızda önceki bayramlar gibi olmayacak!

Ziyaretlere gitme, el öpme, kapıdan bir ziyaretçi çıkarken diğerinin girmesi olamayacak maalesef.

Bayramı bayram yapan ne varsa, bu sene yok.

Düşünüldüğünde kabul edilir gelmiyor insana!..

2020 her anlamda ezberlerimizi bozan bir yıl oldu.

Geçen yıl bütün bunların olacağı söylense hiç birimiz inanmazdık. Çünkü daha önce hiç olmadı.

Bazen bir gerilim filmindeymişiz hissine kapılıyor insan…

Bazen bir rüya içindeyiz ve az sonra uyanıp hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.

“Kimimiz okuluna geç kalma telaşıyla erkenden kalkacak, kimimiz işine gücüne aynen devam edecek ve takvimler 9 veya 10 mart…

Kimimiz koşuşturmaktan ve çok yorulmaktan, vakitsizlikten şikayetçi, kimimiz derslerin sınavların bunaltmasından dertli…”

Ama değil işte, rüya değil!..

Tamamen gerçeğin içindeyiz.

………………….

Bazen de bu günleri yaşarken ister istemez şöyle düşünüyor insan;

Acaba kabus dediğimiz bu değil de, o normal saydığımız nefes almadan koşuşturma halimiz mi!?

Bize biraz dur, nefeslen mi dendi!?

Evlerimize çekildik, içimize kendimize çekildik, yavaşladık iyi de oldu aslında…

Yapamadığımız ve yapmamız gereken ne varsa ona yöneldik.

Kitap okumaya bile vaktimiz yoktu, artık okuyoruz, yazmaya vakit yoktu yazıyoruz. Kimimiz ruhunu dinlendiren bir sanat veya el işi ile meşgul, kimimiz başka başka güzelliklerle…

Çiçek yetiştiriyoruz, kumaş boyama yapıyoruz, ebru sanatıyla ilgileniyoruz, filografi, nakış, el örgüsü her ne gelirse aklınıza sakince sabırla içimize yöneliyoruz. Kendimizi keşfediyoruz…

Meğer evimizin onarılması gereken ne çok kırık deriği varmış!..

Belki de farkında olmadığımız bir nimetin içindeyiz, geçtiğinde farkedeceğiz güzelliğini!..

Yine de sağlıkla, hasarsız ve kayıpsız atlatalım bu günleri.

Atlattığımızda da bu günlerin bize sunduğu; yavaşlama, içine dönme, ruhunu dinlendirme gibi pek çok güzellikleri unutmayalım.

 

Güler Demirhan

Bu haber 1847 kez okundu.
Bursa - 16:39 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
rokettube antalya escort anadolu yakası escort ataşehir escort ümraniye escort sex hikayesi kadıköy escort anadolu yakası escort anadolu yakası escort göztepe escort bostancı escort kadıköy escort