Küresel Etkileşim

Akıllı ve erdemli insanlar doğruyu ve güzeli kim söylerse söylesin, ön yargısızca alır ve benimserler. Bizdendir bizden değildir, doğuludur batılıdır sarmalına  hiç girmeden objektif bir şekilde doğrunun ve güzelin “hakikatin” peşindedirler çünkü! Hakikatin peşinde olup, eğriyi doğruyu farkeden ve sorgulayan, araştıran insanlar; doğru devam ettiği müddetçe doğrunun yanında kalırlar. Yanlışa sapma başladığında bunu farkeder, gereken […]
Bursa - 17 Ocak 2021 18:18 A A

Akıllı ve erdemli insanlar doğruyu ve güzeli kim söylerse söylesin, ön yargısızca alır ve benimserler.

Bizdendir bizden değildir, doğuludur batılıdır sarmalına  hiç girmeden objektif bir şekilde doğrunun ve güzelin “hakikatin” peşindedirler çünkü!

Hakikatin peşinde olup, eğriyi doğruyu farkeden ve sorgulayan, araştıran insanlar; doğru devam ettiği müddetçe doğrunun yanında kalırlar. Yanlışa sapma başladığında bunu farkeder, gereken uyarılarda bulunurlar, doğruyu işaret ederler.

Uyarılar muhatap bulmamışsa, eğrinin yanında kalıp gücüne güç katmazlar…

En iyisi ben de var.

En güzel düşünce benim.

En iyisi benim, ben(!) Diyenler aslında, şişkin egolarıyla halisinasyon görürler ve bunun da farkında bile değillerdir.

Kendi grubuna, cemaatine, topluluğuna sadece belirli düşünceyi helal kılıp gayrısını haram diyenler. Başka kitap, düşünce, yayın organını men edenler aslında;

“gözünü bağla, bakma sağa sola ki gözün açılmasın, ben saçmaladığımda farketme, uyanma(!)”

demek istiyorlardır.

Bunlara zemini yine cehalet hazırlar…

Gelişime kapalı toplumlarda cehaleti besleyen algılar çoğaltılır, mutlak doğruymuş gibi bazı kalıplaşmış cümleler kulaktan kulağa aktarılır…

“Okuyanların bozulduğunu ya da okumanın kafayı bozmakla eşdeğer olduğunu, okumanın, araştırmanın hava atmaktan başka işe yaramadığı, boş iş olduğu, ne çıkarsa (olumsuz anlamda) okuyanlardan çıktığı.”

Gibi gibi gibi…

Üstelik, bu tip kişiler ve toplumlar kötü niyetli uyanıkların ağına kolayca düşerler.

Kendisini sadece kendi grubunun ya da kendi toplumunun, kendi köyünün, kasabasının, şehrinin fikir dünyasıyla, davranış kalıbıyla ve eğrisi doğrusu ile sınırlandıranlar gelişemezler.

Onlar kendilerini kendi elleriyle bilinçli ya da bilinçsiz gelişime kapatmışlardır…

Gelişemeyen toplumların kendisi dahil, kimselere faydaları olamaz.

Kendisini sadece kendisiyle sınırlayan kişi ve toplumların arasında, birkaç aklı başında, sorgulayan, kendini geliştirecek, algısı açık, farkındalığı yüksek hakikatin peşinde, kişiler de çıkar.

Fakat bu kişiler maalesef, böyle bir toplum içinde yadırganır, yaftalanır ve dışlanırlar.

Velhasıl hayat bulmakta zorlanırlar.

Bu da yetmezmiş gibi gelişme istidadında olan algılarını dünyaya açmış hakikatin peşinde olan toplumlar da bireyler gibi yadırganır ve yaftalanırlar, bozulmuşlukla bile suçlanabilirler!..

Gelişime kapalı toplumlar, gelişme istidadında olan toplum ve kişileri, kendileriyle birlikte aşağı çekmeye çalışırlar.

Hatırlıyorum; on beş, yirmi yıl öncesi yabancı yazarların kitaplarını okuyanlar hoş karşılanmaz bizzat anne ve babalar veya gençler üzerinde etkili olan kişilerce men edilir ve yasaklanırdı!..

Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.) hadisi şerifinde:

İlim Müslümanın kaybettiği kendi cüzdanı gibidir, nerde bulursa hemen alsın!”

Demesine rağmen…

Yabancı yazarların kitaplarını okumanın imansızlığa yol açacağı söylenir veya yabancı yazarları okuyanlar, kendi kültürünü ve vatanını beğenmemekle itham edilirdi.

Bu durum ise dünyaya kapalı, geniş kapsamlı düşünemeyen sadece “ben” doğruyum diyen sabit fikirli, narsist ve sorunlu nesillerin yetişmesine sebep olur ve bir arpa boyu yol alınamaz!..

Elbette kendi kültür ve inancımızı iyice özümsemeliyiz fakat bu esnada bilgi ve fikir kanallarımızı daraltmamalıyız.

Büyük padişah cennet mekan, Fatih Sultan Mehmet Han gibi bir dahi sultanı ele alalım.

Fatih’in yetişmesinde; Akşemseddin, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Molla Hayreddin’ler olduğu kadar, Bizanslı ve İtalyan hocalarının da etkisi büyüktür.

Tarihimizde böylesi devasa örnekler mevcutken biz neden hala kendimizi daraltalım ki öyle değil mi!?

Işığımızı kuvvetlendirmek ve görüş alanımızı netleştirmek için kendi yerel fikirlerimiz olduğu kadar, diğer medeniyetlerin fikirlerinden de nasiplenmeliyiz…

Dünya insanlarının her alanda olduğu gibi bilim, fikir ve görüşler paylaşımında da birbirine ihtiyacı var.

Mobilyadan otomotive , her türlü teknolojiden oyuncağa ve daha sayılamayacak her konuda ve her sektörde hemen hemen her alanda etkileşim halinde olduğumuz dünya ile neden bilgi ve fikir anlamında etkileşim halinde olmayalım!?

 

#GülerDemirhan

gulerdemirhan@hotmail.com

Bu haber 2283 kez okundu.
İlgili Haberler
Bursa - 18:18 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.